Kötüler Ve Korkaklar |
|
|
|
Ancak birisine acıdıklarında kendilerini rahat hissederler. Ancak sadece, kendilerinden küçük gördüklerine acıyabilirler. Fakat böbürlenme ve kibir mezara kadar yakalarını bırakmaz. Eğer içlerindeki nefreti çekip alırsanız, onları imansız bırakmış olursunuz. Çünkü onların imanı, nefretidir. Kendisini hor gören insan, kendisinde bir ilerleme meydana geleceğine başkasında gerileme meydana gelmesini daha çok ister. Öne geçme arzusu, geride kalma korkusundan doğar. Kendisine olan saygısını tamamen kaybettiğinde, açgözlülüğünün yanında çekememezlikte yerini alır. Korkaklar, güçlülük izlenimi vermek istediklerinde, imalı bir şekilde, kötülük yapmaya yetenekli olduklarını çıtlatırlar. Güçlü olduğu mesajını vermeye ihtiyaç duyan korkağın başvuracağı tek yol “kötülüktür”. Bunların düşmanlarını korkutmak için başvurduğu yöntemlere bakarak, kendilerinin en çok korktuğu şeylerin neler olduğu anlaşılabilir. Kişiliğini beğenmeyen insan kendisini etrafa “kendini beğenmiş” havasıyla tanıtır. Üzerini kalın bir kibir tabakasıyla örten bu insan hiçbir zaman kendisine alıcı gözle bakmaz. Böylece kendisini hiç tanıyamadan; hantal, nezaketsiz, arsız, terbiyesiz ve hatta sahtekârca davranışlarının farkına bile varmadan büyük insan pozlarında ömrünü geçirir. Nezaketsizlik, korkak insanların güçlülük taklididir. Bunlar tedavi edilemez birer kördürler. Hiçbir körlük kendini beğenmişliğin körlüğü kadar kötü değildir. İnsan ancak kendini bilirse başkalarını da bilebilir. Kendini ve başkalarını bilebilmek okur-yazar olmakla mümkündür. Gerçek okur-yazarlık ise, insanın kendi kalbini okuyabilmesidir. Kötü ve korkak insanın gücü sandığından fazladır. Çünkü elinin ve dilinin değdiği her şeyi kirletebilir. Kötü niyetli insanın en büyük arzusu, herkesin kendisi gibi olmasıdır. Kendi kusurlarını başkalarında görmek suretiyle adeta aşağılık duygularını paylaşır. Böyleleri, işlediği veya işlemekte olduğu suçlarla başkalarını suçlamak suretiyle kendilerine yöneltilebilecek suçlamaların gücünü kırmak isterler. Nankör ve müfteridirler. Bunlar için aşikâr’ı görmek, görünmeyeni görmekten daha zordur. Çünkü sadece aradıkları şeyi görürler. O kadar görürler ki, aradıklarını bazen olmadığı yerde bile görürler. Bunlar için basit olanı anlamak hiçte basit değildir. Nefret, kin, kabalık, tahammülsüzlük zayıf karakterin meyveleridir. Zayıf karakterlilerin küskünlükleri; kendilerine yapılan haksızlıktan değil, kendilerindeki yetersizlik ve şahsiyetsizlik duygusundandır. Zayıf karakterlinin eline düşen bir güçsüz insan, gerçekten acınacak durumdadır! Zayıf karakterlilere yapılan iyiliğe karşı tavırlarına dikkat etmek gerekir! İyilik yaparak onların gönlü alınamaz! İyilik, onlara kızgınlık ve açgözlülük bulaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Gerçek zengin kişiler; edindikleri her şeyi kendi yeteneklerini geliştirip uygulamaya koyarak elde ederler. Gerçek yoksul kişiler ise; bir şeyi, ancak başkalarını ondan mahrum ederek elde edebilen kişilerdir. Bunlar başkalarını fakirleştirerek zengin olurlar. Başkalarını aç bırakarak doyabilirler. Başkalarının felaketinden mutlu olabilirler. Başkalarını korkutabildikleri kadar cesur olabilirler. Kötü insanın en kötü arkadaşı kendisidir. Fakat daima hayal kırıklığı yaşamaları kaçınılmazdır. Hayal kırıklığı; umut ve beklentiye aşırı yatırım yapan ruhun iflasıdır. Korku ve akıl birbirini yadırgar. Yazar: Rahim BAYRAKCI Görüntüleme sayısı: 198
Yorum yaz
|
||||||
| Sonraki > |
|---|
| Ayvalık |
| Kuşadası |
| Karayolları Haritası |